13 Ağustos 2008 Çarşamba

Var mıyım, yok muyum?

Senin görmezden gelmen beni gördüğün, algıladığın, bildiğin anlamına gelmez mi?

Farkında olmadığın birşeyin sende rahatsızlık yaratması mümkün müdür?

Konuşulmayan, ortaya konulmayan, söylenmeyen aslında hiç YOK demek midir?

Ve tüm bu sorular kara bir bulut gibi çevremi sararken üzerime yağan tüm bu can sıkıntısı, yine de kaçınılmaz bir şekilde benim varlığımı tekrar tekrar sana ispatlamıyor mü?

Hatalarımla varım, varlığımla hatalarını hatırlatırım. Hatırladıkça aklına düşerim, aklını kullanmak istemezsin, bilirim... Unutmak kolay, unutmak güzel! Huzurlu ve sakin tutmak istersin aklını, “Aklım, düşüncelerden arınmış, temiz ve duru olsun” dersin. Ve benim varoluşum, senin yokedemediğin, dağıtamadığın, önünden geçip gidemediğin herşeyi tekrar somut olarak karşına koyar. Ben aynan olurum, yansıyanın korkusundan geriler, sendelersin. Ama düşmezsin, düşemezsin, sen hep dikkatle yere bakarak yürüyenlerdensin, düşmesini bile bilmezsin...
Geçmiş geçmiştir, üzerinden geçilip gidilmesi gerekir!
Gerisi, mesela benim inkar edilişimle perçinlenen varoluşum, senin için boş bir meseldir...


24 Mayis 2008

Hiç yorum yok: